Hüsnü Hoca

1915 – 01/03/2006

Hüsnü Hoca, on iki kardeşin en büyüğü olarak dünyaya gelir. Çocukluk ve gençlik dönemlerinde büyük kardeş olmanın zorluklarını yaşayan biridir.

Onu tanıyanlar, ne kadar saf ve temiz kalpli bir insan olduğunu bilirler. Köy meclislerinin aranan kişisi olmuştur hep. Konuşmaları dinledikten sonra verdiği cevaplar; ya tamamen “ben” merkezli, ya da tamamen “biz” merkezli olup, insanları  farklı yönlerden düşünmeye sevkeder. Az, öz ve yürekten konuşur. Sözleri güldürür, güldürürken düşündürür, düşündürürken de farkında olmadan ders verir.

Hüsnü Hoca’nın fıkra gibi sözlerini anlamak için onu tanımak gerekir. Tanımayanlar bir şey anlamayabilir. Bizden söylemesi…

Hüsnü Hocamızı rahmetle anıyoruz. Ruhu şad olsun.

 

HÜSNÜ HOCA FIKRALARI

(Bildiğimiz ve çevremizden duyduğumuz Hüsnü Hoca fıkralarını bu bölümde topladık. Okuduk, güldük, düşündük, yorumladık ve ders çıkardık. Fıkralarla ilgili yapılan yorumlar site yöneticisinin kişisel yorumu olup, herkes farklı yorumlar ve dersler çıkarabilir. Bildiğiniz Hüsnü Hoca fıkraları varsa bizimle iletişime geçebilirsiniz.)

 

DENEME

Hüsnü Hoca ineğine dağlardan kestane alafı getirmekten bıkar. Daha kolay toplayabileceği yeykin yaprağını ineğine yedirmek için bir plan yapar. Gece ahırın kömzeliğini kapatır. Öğünlüğü yeykin yaprağıyla doldurur. Gece karanlıkta tanımaz, yer diye düşünür. Sabah erkenden ahıra gider bakar ki inek yaprağı yememiş. Hoca bu işe hayret eder ve mecliste anlatır:

-İneğe bak, karanlıkta yeykin yaprağını tanı ve yeme, Allah Allaah hayret yavu..!

Meclisten biri:

-Hoca, olur mu öyle şey. İnekler yeykin yaprağı yemez.

Hüsnü Hoca:

-Ya yeseydi..!

 YORUM:

1- Denemek hiç denememekten daha iyidir.

2- Her buluşa, başarısız denemelerden sonra ulaşılmıştır.

3- İnsan her zaman hayal gücünü zorlamalı.

 

DALGINLIK

Millet Pulluk’ta toplanmış sohbet ediyor. Hüsnü Hoca selam vererek yanlarından geçer. Meclisten biri Hoca’ya seslenir:

-Hoca nereye böyle?

Hoca:

-Dağa inek götürüyorum.

Millet şaşırır. İçlerinden birisi:

-Ya, inek nerede Hoca?

Hoca aniden geriye döner ve cevap verir:

-Ulaaa..İneği evde unuttuk..!

YORUM:

Herkes hata yapabilir.

 

OLSAM

Bir mecliste komşuların iyi davranışlarından bahsedilmektedir. Köse Dayı’nın itine, Telli Yenge’nin ineğine, Süllah’ın karısı ve çocuklarına çok iyi baktıkları tüm detaylarıyla anlatılır. Konuşmaları dinleyen Hoca efkarlanır ve şöyle der:

-Köse’nin iti olsam, Telli’nin ineği olsam, Süllah’ın karısı olsam..!

YORUM:

1- Görevini layıkıyla yapanlara imrenilir.

2- Her zaman eksikliğini çektiğimiz bir şeyler vardır.

 

YÜZÜM YOK

Hüsnü Hoca hastalanır, kendini hiç iyi hissetmez. Allah’a yalvarır:

-Allah’ım n’olur bana 10 yıl ömür ver…

Hoca’nın duaları kabul olur ve sağlığı düzelir. Aradan 10 yıl geçer. Hoca birgün tekrar hastalanır. Bu sefer de Allah’tan 5 yıl ömür istemeye karar verir ve yalvarır:

-Allah’ım n’olur bana 5 yıl daha ömür ver…

Hoca’nın duaları yine kabul olur. Sağlıklı geçen 5 yılın ardından, her hasta oluşunda, kendisine Allah’tan tekrar ömür istemeyi öğüt verenlere Hoca şu cevabı verir:

-Daha yüzüm yok, daha yüzüm yok..!

YORUM:

Yeri geldiğinde ne pahasına olursa olsun, onurlu davranmalı.

 

SOL ELİM

Hoca fındık bahçesinde dal kesmektedir. Sağ eli epey yorulduğundan bir ara girebiyi sol eline alarak dal kesmeye çalışır. Fakat bir türlü başaramaz. Sağ elini göstererek sol eline çıkışır:

-Ula habu olmasa aç kalırsın aç. Sen ancak g.. yıkamaya yararsın..!

YORUM:

Her varlık yaratılış gereği öncelikli görevlerle donatılmıştır; zorlamamalı, kınamamalı, kabullenmeli.

 

EN GÜZEL DİL

Doğu illerimizde görev yapan öğretmenlerimizden biri tatilde köye gelir. Sohbet sırasında meclisten biri “Oraların dilini anlayabiliyor musun?” diye öğretmene sorar. Öğretmen de hiç anlamadığını söyleyince Hüsnü Hoca oturduğu yerden parlar:

-Valak vuluk valak vuluk. O ne yavu. En güzel dil bizim dil. Bak ne güzel anlaşıyoruz..!

YORUM:

1- Kendimize her şeyi yakıştırırız, başkasına asla.

2- Kuzguna yavrusu şahan görünür.

3- Başkalarının değerlerine de saygı gösterilmeli.

           

MALIN DEĞERİ

Hoca arkadaşıyla Karabulduk pazarına gider. Arkadaşı, seyyar satıcıdan çorap bakar. Çorabı beğenir, ancak fiyatı pahalı bulur. Hoca’ya seslenerek durumu anlatır ve fiyat indiriminde yardımcı olmasını ister. Hoca çorabı eline alır, evirir çevirir, bakar ve cevap verir:

-Valla, adamın malı eder gardaşım..!

YORUM:

1- Gerçeğin bedeli pahalıdır.

2- Altının değerini sarraf bilir.

 

BİŞİ YOK

Hoca yolda giderken küçük aptesti gelir. Biraz iç tarafa girerek işini görürken, yoldan geçenlerin seslerini duyunca acele eder. Aceleyle, bakmadan, silinmek için elini yanındaki sırgan yaprağına uzatır. Acıyla feryadı basar:

-Ağhhh…

Yoldan geçenler seslenir:

-Ula noli. Kim var ordaaa?

Hoca cevap verir:

-Bişi yok bişi yoook..!

YORUM:

1- Hatalarını başkalarıyla paylaşma.

2- Kol kırılır yen içinde kalır.

 

DELİ OĞLU DELİ

Hoca aşırı sigara içmektedir. Ayakları şişmeye başlar. Doktor sigarayı kesinlikle bırakması gerektiğini söyler. Yoksa ayakları kesilecektir.

Hoca mecburen sigarayı bırakır. Ama aklı fikri sigarada kalır. Bir derdi olmayıp da sigara içmeyenlere kızarak şöyle der:

-Sağlığı yerinde olup da sigara içmeyen deli oğlu delidir..!

YORUM:

Arzularımıza gem vurmak zorunda kalmak çok kötüdür, kabullenmeyi bil.

 

İTİ ASMA NEDENİ

Hoca gençliğinde koyun gütmektedir. Çok sevdiği bir de iti vardır. Fakat birgün itinin karnını doyurur ve asar. Bunu neden yaptığını soranlara şu cevabı verir:

-O yıllar kıtlık yıllarıydı. Yemeye yoktu, giymeye yoktu. Kendimiz aç kalıyorduk, iti nasıl doyuralım? Hayvana acıdım. Önce karnını doyurdum, sonra astım..!

YORUM:

En nihayetinde kendini düşün, vicdanını da rahatlatmayı unutma.

 

BİZİM AKILLI

Hoca Keşap pazarından bir çift kara lastik ayakkabı alır ve giyer. Yürüyerek köye gelirken ayakkabının dar olduğunu anlar. Genişletmek için iki kolunun var gücüyle uzatırken lastik yırtılır. Kızılbelen mevkiinde lastik tamircisine yamatır.

Eve geldiğinde eşi durumu fark eder. O da olanları anlatır.

O günden sonra eşi Hoca’nın adını koyar:

-Bizim akıllı..!

YORUM:

Her hatanın bedelini mecburen öderiz.

 

MÜKEMMELİ İSTEMEK

Hoca’nın eşi yeni bir inek satın almak için, tecirlik yapan kardeşi Kırmızı’yla konuşur:

-Kardeşim, sen mal alıp satıyorsun, bana da bir inek bul e mi?

-Olur bacım.

-Ama iyi bi inek olsun haa.

-Olur.

-Karnı da küçük olsun, az yesin.

-……………………….

-Agam, sütü de bol olsun e mi?

-………………………

-Yağı da çok olsun haa.

-……………………..

-Yiğe olmasın, beni peşinden koşturmasın.

-……………………..

-Ufaarak gine olsun… rengi siyah olsun e mi?… yağının rengi de beyaz olsun… pis yerlere yatmasın… nazar da almasın olur mu?………

Konuşmaları dinleyen Hoca dayanamaz:

-Yavu kadın, senin istediğin ineği fabrika bile yapmaz…!

YORUM:

Her şeyin bir sınırı vardır, yetinmeyi bil.

 

NEREYE GİDERSEN GİT

Hoca, kayınpederi Bey Musalara fındık toplamaktadır. Gaşın başında bulunan dalın ucundaki fındığı alamayacağını anlayınca, işine titiz kayınpederinin görmemesi için, sağına soluna bakındıktan sonra, gerevesinin ucuyla fındığa var gücüyle vururken söylenir:

-Bey’in gözüne gözükme de nereye gidersen git…!

YORUM:

Çok sıkma, bir yerde kırılır.

 

ANARŞİST

Hoca arkadaşıyla bahçe atlamaktadır. Hoca’nın ocaklardaki bütün genç dalları kestiğini gören arkadaşı seslenir:

- Hocam, genç dalların hepsini niye kesiyorsun ki?

Hoca kızgınlıkla hem girebi sallar, hem cevap verir:

- Hepsini kesmeli, hepsini kesmeli. Bunlar büyüyünce anarşist oluyorlar…!

YORUM:

1- Bir defa adın çıkmasın, ne yapsan nafile.

2- Gerçek anlaşılıncaya kadar yalan dünyayı dolaşır.

3- İyi bir eğitim, geleceğimizi aydınlatır.

 

İNECEK VAR

Hüsnü Hoca’nın oğlu babasına seslenir:

- Baba, cennete otobüs kaldırıyorum, istediklerini al gel, otobüse binsinler.

Hoca ve oğlu cennete gidecekleri belirler ve otobüse alırlar. Hareket başlar. Tam bu sırada Hoca telaşla oğluna seslenir:

- Ula oğlum dur, kardeşini unuttuk, onu da alalım.

- Baba yer yok, ayakta yolcu almak yasak. Kesinlikle olmaz.

- Öyleyse durdur arabayı, ben iniyorum…!

YORUM:

Bazı değerler uğruna neler feda edilmez ki.

 

MAZERET

Hoca mecliste, ramazanda teravih namazına gitmeyenlere atıp tutar. Meclisten biri sorar:

- Peki, sen niye gitmiyorsun hocam?

Hoca yüzünü gökyüzüne çevirerek cevap verir:

- O da bana nefes darlığı vermeseydi, yokuşu çıkamıyom ki…!

YORUM:

Her davranışın mutlaka bir nedeni vardır, detaya inmek gerek.

 

KOLAYLIK

Hoca dağ yolunda kardeşi Garap’a rastlar ve sorar:

- Ula Garap nerden böyle?

- Armutluk’taki bahçeye gübre attım, ordan geliyorum.

- İyi.

- Sen de gübre attın mı bahçeye?

- Yoo. Ben üç gulüfü ile bir de elam okudum geldim.

- Allah Allah! Hoca olur mu öyle şey?

- Niye olmasın ki? Gulüfüden, elamdan önce gübre mi vardı…!

YORUM:

1-Gerçeği yaşayamıyorsan hayal kur.

2- Beceriksiz olduğun durumlarda, kendini mutlu edecek bir neden bul.

 

SUÇLU

Hüsnü Hoca, Sakar mevkiindeki bahçesinde çalışmaktadır. Bu ıssız yerde, etrafta kimselerin

olmadığına kanaat getirdikten sonra Allah’a yalvarır:

- Ey güzel Allah’ım, n’olursun bana bi görün,

Diyerek beklemeye başlar. Epey bekledikten sonra eşi çıkagelir:

- Ula herif sen burada mıydın? Allah seni n’apsın e mi? Ben de seni arıyordum.

Hoca kızgınlıkla çıkışır:

- Tüh, Allah cezanı versin. Demek sen buralardaydın, ben de Allah bana niye gözükmüyor diyordum…!

YORUM:

Gerçekleşmeyen hayallerimizin nedenini hep başkalarında ararız.

***

NOT: Fıkralara ulaşıldıkça, düzenlenerek sayfaya eklenecektir.