KEŞAP TARİHİ

KEŞAP 

    

    Keşap adı; Türkçe olmayıp, anlamı da tam olarak bilinmemektedir. Ancak, içici ve güzel, hoş anlamına gelen “Keş” ile su anlamına gelen “ab” kelimesinin birleşmesinden meydana geldiği düşünülmektedir. Bununla beraber yöre adının Romalılar devrinde Cassicipi olduğu ve zamanla Keşap’a dönüştüğü ileri sürülmektedir.

    Keşap’ın tarihi, M.Ö. ye kadar uzamakla beraber bunun başlangıç kısmı belirsizdir. Mesela, tarih Kitapları M.Ö. 7. yy.da Miletlilerin Karadeniz kıyılarında 90 kadar koloni kurduğunu yazar. Ancak, bunların Keşap’ta da bir koloni kurup kurmadığı belli değildir.

     Keşap ve çevresi, M.Ö. 6. ve 4. yy.larda Ahemeni (Pers) İmparatorluğu’nun, 3. ve 2. yy.larda ise, Selefki Asya Krallığı’nın sınırları içinde bulunur. M.Ö. 183-68 yıllarında Pontus Krallığı’nın, daha sonra da Roma İmparatorluğu’nun eline geçer. M.S. 395′te Roma İmparatorluğu ikiye ayrılınca Doğu Roma, öbür adıyla Bizans İmparatorluğu‘nun payına düşer. Bölge, M.S. 6. yy.da merkezi İran’da bulunan Sasanilerin saldırısına uğrar.

     Keşap, ilk defa 11. yy.ın sonunda Türklerin hakimiyeti altına girer, ama bu, Haçlı Seferleri sebebiyle uzun sürmez. Türkler geriye çekildikten sonra, tekrar Doğu Roma (Bizans) imparatorluğu’na kalır. 1204′te ise, Trabzon Rum (Kommenos) İmparatorluğu’nun mülkü olur. 1397‘den sonra Keşap’a Oğuzların Çepni boyu nüfuz etmeye başlar. Bu nüfuz, giderek artar. Bununla birlikte yöre halkı Trabzon Rum (Kommenos) İmparatorluğu’na bağlıdır.

     Nihayet 1461′de Fatih Sultan Mehmet Trabzon’u fethetmeye giderken Osmanlı sınırları içine girer. Buna rağmen Rumlar Keşap’ı terketmez ve Türkler’in yanı sıra yaşamaya devam ederler. Fakat, 1920′de Rumlar, buradan tamamen çekilirler.

     Bazı tarihi kaynaklara göre, Keşap, 1515′te Trabzon sancağının Kürtün kazasına bağlı bir yer, 1735 ve 1774 yıllarıyla 19. yy.ın başında Trabzon Eyaleti’ne bağlı bir kaza, 1890′da ise Trabzon merkez sancağına bağlı Giresun kazasının bir nahiyesidir. Bir fermanda geçen "Tirebolu, Keşap ve Giresun kazalarında keten bezi olmaz." cümlesi ve Keşap’ta kadılık bulunması, buranın 18. yy.da ve 19. yy.ın başında kaza olmasının başlıca delilleridir. Ancak, Keşap’ın ne zaman kaza, ne zaman nahiye yapıldığı kesin olarak belli değildir.

     Aynı tarihi kaynaklara göre, 1774′te, Keşap ve çevresinde devlet hakimiyeti iyice azalmış, bazı derebeyleri türemiş, bunlar birbiriyle mücadeleye girişmiş ve devletin istekleri kaale alınmaz olmuştur. 1816′da Trabzon’da çıkan Tuzcuoğulları isyanı sırasında ilçe, onların adamlarından Tirebolu Voyvodası Kelalioğlu Ali Bey’in sultasına girer, ama kısa bir süre sonra, 26.10.1816 günü Osmanlı donanmasına bağlı iki geminin yardımı ile Çeçenzade Hasan Ağa tarafından kurtarılır.

     Yıllar sonra birçok Keşaplı,  önce yarbay olan ve bilahare yaralanınca askerlik mesleğinden ayrılan Giresunlu Topal Osman Ağa‘nın gönüllü birliği içinde 1912 ve 1914′te Balkan, Trakya ve Kafkas cephelerine koşar, 1916-1918′de Tirebolu’nun Harşıt Çayı kıyılarında Ruslarla savaşır, 1918-1920′de Giresun ve çevresini Rumlar’dan temizler, 1920′de Ankara’da Atatürk’ün muhafizlığını yapar, yine Osman Ağa’nın Giresun 47. ve ayrıca Hüseyin Avni Bey’in 42. alayları içlerinde de 1921′de Refahiye’de baş gösteren Koçgiri Aşireti isyanını bastırır, Samsun’daki Pontus Rum çetelerini imha eder, Sakarya, Afyonkarahisar ve Dumlupınar’da  zaferler kazanır. Böylece bütün Giresunlular’la birlikte "Afyonkarahisar’da, Dumlupınar’da sizin uşaklar da vardı" diye Atatürk‘ten ilgi görür.

     Keşap, Cumhuriyet’in ilanından sonra 22 yıl daha Giresun ilinin merkez ilçesine bağlı bir nahiye olarak kalır ve 1945‘te tekrar ilçe durumuna yükseltilir.